Kanser Bana Hayatın Bir Maraton Olduğunu Öğretti

0

Kanserle Dans tıpkı hayat gibi her zaman düz bir çizgide gitmiyor. Justin’in hikayesinde olduğu gibi bilmediğimiz beklemediğimiz figürler çıkarabiliyor karşımıza. Tökezliyoruz belki ümitsizliğe düşüyoruz geçici bir sure için. Onun ifadesiyle:

Hayat hızlı bir koşu değil bir maraton. Bunu zor bir yoldan öğrendim. Şimdi, kanserle dirayetle ve bitiş çizgisine varacağıma inanarak mücadele ediyorum.”

Justin Ozuna Dallas’ta yaşıyor ve 2006’dan beri kronik myeloid lösemiyle mücadele ediyor.

Koşmaktan pek anlamam. Lise yıllarında katıldığım bir organizasyonda görevim son 400 metreyi koşmaktı. Baton elime geçtiğinde 1600 metrelik yarışta bir turun dörtte üçü kadar gerideydik. Fazla şansım yoktu.

Lösemiyle mücadelemin başında da, aynı hissi yaşadım. 25 yaşındaydım ve hayatta öne geçmeye çalışıyordum. Hayatım elimden kayıyor hissine kapıldım. Batonu kapıp yarışa geri dönmek istedim; bildiğim tek şeyi yapmak.

Gençken büyük resmi algılamakta zorlanıyor insan. Herşeyin aciliyet ve zevk üzerine kurulu olduğu bir kültürde büyüdüm öyle ki sabır bir zayıflık olarak kabul ediliyor. Sabır ve sebatla başıma gelenlere dayanmak öğrenmem gereken bir hayat dersi oldu.

Bir Amaçla Yarışın

Teşhisten 4 yıl sonra Dallas’a taşındım ve ilk tedavim Gleevac isimli kemoterapi ilacına karşı direnç göstermeye başladığımı öğrendim. T315i adında bir mutasyon olduğunu ve bu mutasyonun FDA tarafından onaylı tüm ilaçların işleyişini etkilediğini. O an herşeyi farklı görmeye başladım. Ben merkezli düşüncenin yararsızlığını ve kansere karşı yarışta bir amaç ve anlam bulmamın gerekliliğini.

Hayatın hızla koşmaktan ibaret olmadığını anladım. Lösemi teşhisi kısa bir hayatım olacağı anlamına gelmiyordu, sadece daha akılcı , etkili ve bir amaçla koşmam gerekecekti. İleriye doğru adım attım. Bitiş çizgisini geçmek için elimden ne gelirse yapmaya karar verdim.

Onkoloğum t315i mutasyonuna bakmak için bir test daha istedi. Sonuç negatifti.  Sprycel adlı başka bir ilaca başladım. Bir anda elimde seçenek olmamasının ağırlığı kaybolmuş ve yeniden umutlanmıştım.

Yeni yollar 

6 ay sonra kemik iliğimin tekrar olgunlaşmamış beyaz kan hücrelerini kanıma gönderdiğini öğrendim.  Sprycel artık işe yaramıyordu. Yeni bir mutasyon testi  t315i mutayonuna sahip olduğumu teyid etti.

Hemen ardından bir klinik deneye katıldım. Protokola başladıktan iki hafta sonra kullanılan ilacın gözüme yaptığı baskı sağ gözümde kısmi körlüğe neden oldu. Onkoloğum tedaviyi durdurdu  t315i etkili bir ilaç olan Ponatinib’in kullanılması için başvuru yaptı. Bu şu an bir klinik deneme yeni hasta alımlara kapalıydı ama benim durumumda kök hücre naklini engellemede son çaremdi.

Bitirme Azmi

Fred Lebow, New York maratonunu başlatan insan şöyle demiş “Maraton karizmatik bir yarışma. İçinde herşey var, drama, yarış, arkadaşlık, kahramanlık. Her koşucu Olimpiyat şampiyonu olmayı hayal edemez ama bitiş noktasını geçmeyi hayal edebilir.”  Aynı şeyi kanser içinde söyleyebiliriz.

Kazanmak yerine bizler başa çıkmayı umuyoruz. Bitirmek yerine, çocuklarımızı ve torunlarımızı büyürken görmeyi.

Benim için uzun bir hayatın mümkün olup olmadığını bilmiyordum. Lisedeyken katıldığım yarışlar gibi kısa vadeye odaklanmıştım, diğerlerini yakalamaktı amacım. Kanserle de bu şekilde baş etmeye çalışsaydım bitiş çizgisine ulaşamayabilirdim.

Hayat parmaklarımın ucundan kayarken ve kötü haberler alırken önümdeki büyük resme bakmayı öğrendim, kötü haberlerin beni yıkmasına izin vermemeyi ve hayatın kıymetini bilmeyi. Herşey acil olmaktan çıktı. Dünya yavaşladı ve gerçekliğin berraklığı ve önemini anlamaya başladım.

Hayat hızlı bir koşu değil bir maraton. Bunu zor bir yoldan öğrendim. Şimdi, kanserle dirayetle ve bitiş çizgisine varacağıma inanarak mücadele ediyorum.

Kaynak: http://www2.mdanderson.org/cancerwise/2012/05/what-cancer-has-taught-me-life-is-a-marathon.html

Daha fazla kişiye ulaşabilmek için ....Share on FacebookTweet about this on TwitterEmail this to someoneShare on Google+

Leave A Reply