Gözde Baytaş

0

gode baytas 1 Ben bu müthiş anne ve kızın resmine ve  ifadelerindeki  güzelliğine bakıp bakıp durdum uzun  bir süre. Her kelime,  her ifade yüreğime dokundu.  Bu  güzel sevgiyi bizimle paylaşan sevgili Gözde’ye  çok  teşekkür ediyorum.

O güzel sevgi dolu, yardımsever eşşiz anneyi, Esma    teyzeyi tanıyamadım belki ama kendimi o sevgiye  tanık hissettim.

Sevgiyle Ebru

Sevgili Kanserle Dans Ailem,

Bu satırlar annemin olmadığı ilk anneler gününde sizlere umut ışığı olması amacıyla yazılmıştır. Omzuma konan melek annemle yazdık o ışığını tuttu ,ben klavyenin tuşlarına dokundum sadece…. Annem, mücadeleci, yardımsever, eşsiz insan 1 ay önce aramızdan ayrıldı, 10 ay boyunca  kanserle dans etti. 10 ay boyunca pes etmedi. Aramızdan maalesef ayrıldı, çünkü hastalığının tıbben çözümü yoktu ama o  doktor ve hemşirelerin mucize Esma Teyzesi oldu, son anına kadar hep gülümseyerek dansına devam etti. Onunla ben de dans etmeyi, hayatı tekrar algılamayı, her inişin tekrar bir çıkışı olabileceğini öğrendim ve ne olursa olsun pes etmemeyi…

Haydi dansçılar nefeslerimizi alalım ve ilk adımımızı öğrenelim.

ADIM1:GERÇEKLERİ KABULLEN

Evet gerçekten zor bir adım,i lk adımı ben öğrendim Kulak çınlamaları,baş dönmesi, kabullenememe, mide bulantısı,ağlama nöbetleri anneye nasıl söylerim kabusları, uykusuzluk hezeyanları,babaya destek olma ,neyapacağını bilememe,notaların hep’ do’ sesinde kalması ve zamanın durduğunu hissedip boşlukta yalpalama. Mücadele edebilmemiz için kabullenmeli ve ilk adımda sağlamca yere basmalıydık. Doktoru gerçeği söyleme taraftarıydı, yoğun kemoterapi alacağından annemden bu saklanmamalıydı. Hem saklasak bile annem ‘Lösev’e yıllarca yardım yapmış,eve gönderilen dergileri okuyan araştıran bir insandı.Nasıl saklardık? Annem için önemli olan teşhisin biran önce konulması ve ona yönelik tedaviye başlanmasıydı. Bu sürede birkaç psikologla görüştüm onların fikirlerini aldım, babamla eşimle, doktoruyla konuştuk ve anneme konulan teşhisi ve nasıl bir tedavi yolu izleneceğini anlattık. Annem,korktuğumuz gibi karşılamadı bir an önce tedaviye başlayıp evine gitmek istiyordu.Dansa hazırdı ilk adımı ona gösterdim şimdi diğer adımlara deçmeliydik.

ADIM2:PARTNERİNE DESTEK OL

Doktoru kemoterapiye 2 gün içinde başlanacağını, bu sürecin çok riskli olacağını, alabileceğimiz önlemler, dikkat etmemiz gereken psikolojik ve fiziki durumlardan bahsetti. Güçlü bir partner olmalıydım. Bir psikologdan randevu alıp bu süreçte neler yapabileceğim hakkında bilgi edinmeye çalıştım bazı kitaplar, okuduğum makaleler de bana destek oldu. Psikolog bana gevşeme, nefes egzersizleri gösterdi bunları beraber annemle yapmamızın ikimiz için de faydalı olabileceğini belirtti. Hemen bir kitapçıya gittim rahatlama olumlama egzersizleri olan kitaplar ve cdler edindim. Olumlama, olumlu düşünmeye dair bilgiler topladım…Bir arkadaşımdan’ R2 enerjisi aldım ,hastanede, annemin enfeksiyon almaması için aile bireyleri dışında kimseyi almıyorlardı olsun, bu çalışmalarlaı daha önceden de kısmen ilgilendiğim için anneme ben uygulayabilirdim. Kitaplardaki sağlığa yönelik olumlama cümlelerini büyük harflerle annemin sevdiği renklerdeki kartonlara yazıp hastane odasında görebileceği heryere astım. Annem denizi çok sever deniz manzaralı resimler artık gri renkteki odasının duvarlarına mavilik katıyordu. Doktor ve hemşireler benim tiyatrocu olduğumdan dolayı sanırım biraz olsun tuhaf olduğumu düşünüyorlardı. Kemoterapi süresince günde 2 defa sağlığa ve iyileşmeye yönelik olumlama cümlelerini ben okuyor, annem de tekrar ediyordu. Ellerimle annemin ağrıyan yerlerine enerji vermeye çalışıyor nefes ve gevşeme egzersizlerini hergün yapmaya çalışıyorduk. Annem de ben de inançlı insanlarızdır. Dua kitabimız hep yanımızdaydı. Saatlerce annem ve tüm hastalar için dua okuyor umudumuzu hiç kaybetmemeye çalışıyorduk.

ADIM 3: ADIMLARDA ZORLANMA

Kemoterapi, doktorun da söylediği gibi etkilerini göstermeye başlamıştı. Annem sürekli kusuyor, birşey yiyemiyor,ateşi artıyor, kalp ritmi yükseliyordu. Bir gece ateşi inanılmaz arttı, nabzı da daha önce hiç olmadığı kadar yüksekti, annem yatağını sallayacak şiddetle titriyordu. Dansta böyle bir adım var mıydı?

Kimse bu adımların bu kadar sert olacağını bana söylememişti.Annem ateşten titrerken onun serin sularda yüzdüğünü, bu suların ona şifa verdiğini ,derin nefes alıp vermesini söylüyor, sürekli güzel ,sevdiği şeyler düşünmesi için onu motive etmeye çalışıyordum.Hastanenin koşullarından ötürü az sayıda olan hemşirelerin annemi ihmal etmemeleri  için kantinle annemin odası arasında adeta mekik dokuyordum.Yemek yemek onun için bir kabustu. Çocukken bana yedirdiği gibi her lokma için ‘’bu lokma da falanca için, yemezsen çok üzülür anneciğim’’ ,’’hadi bu lokmayı da sakız gibi tadını çok önemsemeden çiğneyelim ‘’diyordum. Tatlı annem de beni kırmamak adına gözyaşları içinde lokmaları yutmaya çalışıyordu. Odasının tuvaleti benim sığınma yerimdi. Ümitsizliğe düştüğüm anlarda gözyaşlarımı akıtıyor, sonra gözlerimi silip annemin yanına dönüp ellerini sıkıca tutuyor ve ona ilham olması için mücadeleci insanların hikayelerini okuyor hastanede duyduğum iyileşme hikayelerini ona anlatıyordum.

ADIM4:DESTEK DANSÇILAR

Bu süreçte babam,eşim ve dostlarım,hasta yakınları en büyük destekçilerimizdi. Düşme noktasına geldiğimizde birbirimizi kaldırıyor, dansımıza devam etmeye çalışıyorduk. Herkesin dansı farklıydı ama mücadelemiz hep aynı sevdiklerimize umut ışığı olabilmek. Sürekli araştırma halindeydim bu hastalığa yakalananlar, tedavi şekilleri, alternatif yöntemler, destekleyici tedaviler.Sonra Kanserle Dans ailesini keşfettim sizin yazılarınız benim için klavuz oldu, yalnız değildik. Anneme kurduğunuz sitesindeki bilgi ve paylaşımları okuyor yeni bilgiler öğreniyordum. Farklı koşullarda birsürü dansçı,Tek hedef vardı ne olursa olsun dansa devam!.


fly
ADIM5:DANSTA İLERLEME

İlk kemoterapi binbir zorlukla bitmişti. Ancak kemoterapinin yan etkilerinden dolayı annemin vücudundaki enfeksiyon bitmek bilmiyordu.Olumlama çalışmalarına, gevşeme egzersizlerine devam ediyorduk. Annem artık bu cümleleri ezberlemişti ben olmadan da sürekli yapıyordu. Sizin sitenizde okuduğum alkalin oranı yüksek sulardan anneme sürekli taşıyor onunla beraber karşılıklı litrelerce su içiyorduk. Her okuduğum bilgiyi doktoruyla paylaşıyor anneme beslenme açısından neler yapabileceğimizi soruyordum.Ancak annem nötropenik dönemde olduğundan yiyeceği şeyler kısıtlıydı ve buna çok dikkat etmemiz gerekiyordu. Annemin hastalığından olan hastaların yakınlarıyla sürekli bilgi alışverişinde bulunmaya çalışıyor, isteyenlere enerji vermeye çalışıyor, iyileşme hikayeleri anlatıyordum. Duyduğumuz güzel haberler neşe kaynağımızdı. Hastane kapısında umutsuzca ağlarken hiç tanımadığım sadece bir kere gördüğüm insanların sözleri, destekleri okuduğum onlarca kitaba bedeldi. Ben de onlara umut ışığı olmalıydım annem bir yandan diğer odadaki kaderdaşları için de endişeleniyor, onların iyileşmeleri için sürekli dua ediyordu. Dansta ilerleyenlerin haberlerini  neşeyle alkalinli sularımızı içerek kutluyorduk. Kattaki hastalara aldığım melek biblolar  sahipleriye beraber evlerine gidiyor biz de sıranın bize gelmesi umuduyla dualarımıza devam ediyorduk.Nihayet mutlu haber gelmişti annem remisyondaydı. Eşimle doktorun kapısının önünde güzyaşlarının yerini mutluluk çığlıkları almıştı. Dansta ilerlemiştik evimiz bizi bekliyordu. Evimizde dansımıza özgürce devam edebilirdik.

ADIM6 DANSTA DURAKLAMA

Ev hayatında belirli kısıtlamalara devam ediyorduk. Annem gene kalabalık yerlere girmeyecek, sınırlı sayıda kişiyle görüşecek nötropenikbeslenme ve temizlik kurallarına dikkat edecekti. Sadece evin yakınınıdaki parka gidiyor, güneş ışığından faydalanmaya çalışıyorduk. 1 aylık hastane sürecinden sonra bu bizim için adeta cennetti. Evde egzersizlerimize devam ediyorduk. Annemin telefonla özgürce özlediği dostlarıyla konuşması onun için büyük moral kaynağı oluyor, onun mutluluğuyla biz de mutlu oluyorduk. 1 hafta sonra annemin kontrolü vardı, sonuçları bekliyorduk. Doktor sadece babamı görüşmeye çağırdı. Babam eve geldiğinde annem duymasın diye fısıltıyla konuşuyorduk. Maalesef annemin remisyonu kısa sürmüştü. Doktoru aynı yoğun kemoterapiyi vücudunun kaldıramayacağını başka bir tedavi şeklinin uygulanacağını babama bildirmişti. Doktorun kapısında soluğu aldım. Çıktığımda çaresiz, tükenmiş ve umutsuz bir dançının yansımasına hastane tuvaletinin aynasında bakarken buldum kendimi..

Ağlamalarımı gören bir hanım  beni omuzlarımdan sarstı ‘’Ben de kanserim  ne olursa olsun vazgeçmek yok annenle en güzel günlerini geçir’dedi’. Nasıl yapabilirdim ki..Doktoru bana sadece hafif dozlu kemoterapi uygulayacaklarını, anneciğimin asla remisyona giremeyeceğini, sadece yaşam süresini uzatmaya çalıştıklarını söyledi. Doktordan ayrıldığımda nerelerde yürüdüğümü hatırlamıyorum .Kendimi İlahiyat Fakültesinin kapısında buldum. Bir sese, bir mucizeye o denli ihtiyacım vardı ki. Dekan Bey hemen odasına aldı, benimle müşfik bir ses tonuyla konuşup, din psikologu bir hanımefendinin numarasını verdi, onunla konuşmamın bana iyi geleceğini söyledi. Daha sonra metrodaydım bilet aldığım memura annem için dua edin diye ağladığımı hatırlıyorum.Araştırmalar, farklı doktorlara gidişler,yapılan olumsuz konuşmalar, çıkışta ağlamalar, yurtdışında doktorlara ulaşma çabaları, okumalar ,ilaç firmalarıyla görüşmeler,anneme gerçeği söyleyememe, ama hep dansa devam.!! Bu süreçte annemin 28 günde bir kemoterapisi devam ediyordu.Aynı zamanda haftanın 3 günü hep hastanedeydik.Sürekli kan değerleri kontrol altında tutuluyor.haftada 2 gün trombosit veriliyordu. Artık telefon defterime isimleri’’….kan’’ diye yazıyordum. Ne olursa olsun canım annem, kolunda iğne yapılacak yer kalmasa bile yüzünde hep gülümsemeyle hemşirelerle konuşuyor,onlara espiriler yapıp, gülümsemeye çalışıyordu. Doktorunu çok sevdiğini söylüyor  onun dediklerine harfiyen uyuyordu. Bu süreç nasılsa geçecekti, doktoru bile onun inanılmaz enerjisine ve azmine hayrandı.’’ 3m’’adı verilen maskeyi evden her çıktığında takmak zorundaydı. Maskeyi fil hortumuna benzetip dalga geçebilmekten başka şansımız yoktu. Tek lüksümüz doktoru beklerken içmesine izin verilen bir bardak çaydı.. O çay yanında bir şey yemesine izin olmasa da bize ne tatlı gelirdi.

ADIM 7 DANSTA MUCİZE

Birgün dayanılmaz karın ağrılarıyla annemi gene hastaneye yatırmak zorunda kaldık. Gene diyorum çünkü bundan önce de birçok kez  enfeksiyonlardan dolayı yatmak zorunda kalmıştı. Barsak enfeksiyonu olmuştu. Doktoru bizi çağırararak ağır bir antibiyotik tedavisi verileceğini ama bunun işe yarama ihtimalinin milyonda bir olduğunu, drenaj uygulanabileceğini ama bu sefer de enfeksiyondan kaybedeceğimizi, kendimizi hazırlamamız gerektiğini söylediler. Biz bu ağır dansı da öğrenir ,yüzümüzün akıyla çıkardık .’’ Bunu da başaracağız’’ diye gözlerimizin içine bakıp birbirimize söz verdik. Kitabını okuduğum ünlü yabancı bir yazarın enerji tekniğini öğrenip annemde uygulamaya başladım. Ayrıca olumlama ,gevşeme çalışmalarımızı hiç bırakmadım. Hergün ellerimi annemin,ağrıyan karın bölgesine koyup dualar, olumlama, şifa cümleleri okuyordum!. Tanıdığım herkesten annem için dua istiyordum. Bu süreçte bir defter edindim, hergün annemin iyileştiğine dair cümleler yazıyor, iyileştiğinde yılbaşında beraber olduğumuzun resimlerini çiziyor, neler yapacaklarımızı cümle cümle yazıyordum. 20 gün sonra doktorlar ilk kez neşeyle odaya girdiler. Annemin barsak enfeksiyonu geçmişti. Onlar da bunun nasıl olduğuna anlam veremiyorlardı. Bu milyonda bir mucizeydi! Evet mucizeler vardı ve biz inancımızı kaybetmemiş ve başarmıştık.Annem deftere yazdığım tarihte eve çıktı. Annemin yaşadığı durum hastanede konuşuluyor, tanımadığımız doktorlar odamıza uğruyordu.

 

SON DANS:

Annem 3 ay daha hastalığına direndi… Mucizelerin kadını annem maalesef tıpta onun yaş grubu için daha çözümü bulunamayan bir kanser türünden dolayı burada değil. Sonradan doktorunun bize söylediğine göre aslında ilk haftalarda birçok hasta maalesef bu hastalıktan yaşamını yitirebiliyormuş. Bu süreçte hiç pes etmedik. En zor adımları elele öğrenmeye çalıştık. Yoğun bakımda bile hala ona enerji verdim, o konuşamasa bile eleri sımsıkı avuçlarımda beni dinleyerek dansına devam etmeye çalıştı. Gözlerindeki inanç hiç kaybolmadı ve tek bir gün bile pes etmedi.

Bu satırları okuyanlar sizden isteğim ve eminim annem de bunu söylerdi.’’İçinizdeki umut ışığını asla kaybetmeyin’’

Bu süreçte annemle bir yolculuk yaptım, kendimi, annemi, hayatımı tekrar keşfedip anlamlandırdım. Sadece kendimiz için değil, başkaları için de iyi birşeyler yapmanın aslında hayatta mutluluğun tek anahtarı olduğunu keşfettim. Hatırlayamadığım bir filmden tam hatırlayamadığım bir söz vardı, şöyle diyordu sanırım aktör ’’Hiç dayanamayacağını sandığın anda direnirsen hayatında çok şey değişecek’. Ben buradayım sevgili dansçılar, bir partnere ihtiyacınız olursa yanınızdayım. İnanıyorum siz ne adımlar atacak,ne figürler yapacaksınız.

Ve benim melek yüzlü ,yardımsever, cesur annem, bugün yanımda olamasan da senin öğrettiklerinle ben dimdik hayattayım, son nefesime kadar hep insanlara umut ışığı olmak istiyorum.

Gözde Baytaş

 

Daha fazla kişiye ulaşabilmek için ....Share on FacebookTweet about this on TwitterEmail this to someoneShare on Google+

Leave A Reply