İçimizden Biri / Pınar Akçe / Röportaj: Ceren Saygı

0


Pınar Akçe:  “Hayat çok güzelmiş. Ben onu gölgelemişim. O gölgeyi kaldırdım. Altından pırıl pırıl bir şey çıktı.”

 

Ekran Alıntısı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ceren: Pınar Hanım merhaba. Önce kendinizden kısaca söz eder misiniz?

Pınar: 34 yaşındayım. Sekiz yaşında bir oğlum var. Türkçe öğretmeniyim ama bu eğitim öğretim yılında maalesef çalışamadım. Yani 2014 yılının mayıs ayından beri

Ceren: Sanırım hastalıkla bağlantılı oldu bu ara veriş. Bize hastalığınızın ilk belirtilerini ve teşhis sürecini anlatır mısınız? Nasıl fark ettiniz? Süreç nasıl ilerledi?

Pınar: Önce sol mememde elime büyükçe bir kitle geldi. Ne yazık ki iyiye yordum önce. Çünkü bildiğim kadarı ile yaşım başta olmak üzere neredeyse hiçbir şekilde riskli grupta değildim. Tesadüfen fark ettim. Kontrol ile değil. Bu noktada yanlış yönlendirildiğimizi düşünüyorum.

Ceren: Nasıl bir yanlış anlaşılma var?

Pınar: Yani risk grupları madde madde sıralanıyor ve bu yirmili ve otuzlu yaşlardaki kadınların, bana olmaz, rahatlığıyla yanlış yapmalarına yol açıyor. Hayati bir yanlış…

 

Ceren: Evet, bu konuda bütün bireylerin belki de vücutlarında ki değişimleri daha iyi ve dikkatli bir şekilde takip etmeleri ve gerekli kontrolleri yaptırması gerekiyor sanırım.

Pınar: Ben instagram aracılığıya yirmiden fazla kadınla tanıştım. Birkaç tanesi hariç hepsi benim yaşlarımda veya daha küçükler. Aramızda 22 yaşında olanımız bile var.

 

Ceren: Sonrasında doktor süreciniz nasıl ilerledi? Fark ettikten sonra ne yaptınız?

Pınar: Fark ettikten sonra, üç ay kadar dediğim gibi iyiye yordum.  Tabii ki araştırdım ve hep bende olmayacağı kanısına vardım. Araştırmalarım beni o noktaya getirdi çünkü.

 

Ceren: Uzunca bir süre. Aslında, bu konuda bir yanlış anlaşılma var sanırım toplumda. Risk grupları normalden daha sık kontrol yaptırması gereken bir grup aslında. Ailenizde bir meme ca ya da herhangi bir kanser öyküsü olmasa bile vücudumuzda ki değişimleri fark edip, onları önemsememiz gerektiğinin bir kere daha altını çizmek gerekiyor. Sizi doktora götüren fiziksel ya da duygusal kuvvet neydi?

Pınar: Sutyenimdeki akıntıyla karşılaşana kadar…

Ceren: Bununla birlikte doktora gitmeye karar verdiniz sanırım?

Pınar: Alanında çok iyi olduğunu düşündüğüm bir profesöre randevu aldım. Araştırmaya devam ettim. Yine karşıma beni yanıltan bilgiler çıktı. Örneğin, benden gelen akıntının renginin iyi huylu tümörlerde olduğunu okudum. Kitlemin kaygan yapıda olmasının da iyi bir belirti olduğunu okudum. Bunun fibroadenom olduğu teşhisini(!) koydum kendi kendime. Brokoli kürünün iyi geldiğini okuyarak onu bile yapmaya başladım. Ve sonradan çok büyük bir yanlış yaptığımı anladım. Şöyle ki, benim kitlem mstrojen hormonuna duyarlıymış yani östrojen tarafından besleniyormuş. Brokoli de yüksek miktarda östrojen içeriyormuş. Doktorum elle muayenesinde korkulacak bir şey olmadığını söyledi. Yani kötü olduğunu düşünmediğini, ancak yine de ultrasona yönlendirdi. Gönderdiği görüntüleme merkezindeki bayan, biyopsi istediğini söyledi. Biyopsi yaptırmış çok kişi biliyordum. Biyopsi yaptırmak değil, bunu fark eden, o merkezdeki doktorun gözlerindeki anlamdan korktum. Kendinden emin ifadeden. Hiç yanıldınız mı, diye sordum. Hayır, cevabını aldım ama bunu söylerken çok üzgündü tabii.

 

Ceren: Tek başına mıydınız o anı yaşarken yoksa bir yakınınızla birlikte miydiniz?

Pınar: Eşim kapıda bekliyordu çünkü doktorum bizim endişelenmememizi söylemişti. Rahattık.

Ceren: Ama o endişeli bakış, haliyle sizin tedirgin etti.

Pınar: Evet, tedirgin olmak değil, emin olmak. Ultrason sonucunu doktoruma götürdüm. O daha ileri tetkikler istedi. Mr, mamografi, biyopsi. Ve teşhis kesinleşti. Kitle bir değil, birden fazla odaklı olduğundan mastektomi yapılması gerekti. Yani sol memem tamamen alındı. Bir kadın için memesini kaybetmek! Memesiz kalacağıma da kanser olduğumu öğrendiğim kadar çok üzüldüm.

fttt

 

Ceren: Sonrasında kemoterapi gördünüz mü?

Pınar: Evet. Kemoterapi aldım altı kür. Koltuk altımda bir lenf nodunda da tutulum vardı. Bu yüzden lenflerim de alındı. Evremin 2b olduğu söylendi ve tedavi başladı..

 

Ceren: Teşhis-ameliyat ve kemoterapi süreçlerinde karşılaştığınız sizi en çok yoran şey neydi?

Pınar: Yine araştırıyordum. Sağ kalım oranlarının yazılması, yüzdelerle duyurulması, bunları okumak çok üzüyordu. Tabi ki fiziksel açıdan en çok yoran kemoterapi süreciydi. Psikolojik açıdan da teşhis süreci zordu. Çok güvendiğim bir onkoloğum var. Prof. Dr. Nilüfer Güler. O ne dese onu yaptım. Ona güvendim sonuna kadar ve araştırmayı bıraktım. Tek kaynak vardı artık benim için, O da doktorumdu.

 

Ceren: Evet, sanırım en güvenli ışığa tutunmuşsunuz.

Pınar: İlk ilacı aldığımda artık başlamış olmasının verdiği rahatlığı hissettim. Başlamak bitirmek için önemli bir adımdı çünkü. Ve bu duygularla ilkini kolay atlattığımı söyleyebilirim.

Ceren: Belirsizlikler sanırım daha çok yoruyor insanı.

Pınar: Evet belirsizlikler açığa kavuşunca çok rahatladım gerçekten. Olan olmuştu, önüme bakmam lazımdı. Bu arada atladıklarım var izninizle. Eksik olmasın.

 

Ceren: Lütfen…

Pınar: Mastektomi ile birlikte silikon da takıldı, bunu söylemeyi unuttum. Ancak silikon estetik açıdan başarılı olmadı. Bir sene sonra karından alınan dokularla yapılan meme ameliyatım var. Silikon çıkarılacak. İlk ilacımı almadan önce uzun ve çok beğenilen saçlarımı kulak hizasında kestirdim. Hüzünlü bir vedaydı. Daha sonra prote Saç yaptırmaya karar verdim. Çünkü annem beni saçsız görmeye dayanamayacağını söylüyordu. Oldukça hassas oğlumun da beni öyle görmesini istemiyordum. En çok da kendim için, bizi aşan bir masraf yaparak medikal peruk yaptırdım. İlk ilaçtan sonra tuttuğum her saç elime gelince, ki en sancılı anlardan biriydi, soluğu orada aldım. Aynayı örterek saçımı kazıdılar ve önceden kalıbını alıp hazırladıkları eski saçıma benzeyen gerçek saçı taktılar.

 

Ceren: Böylelikle hem kendiniz için hem de sevdikleriniz için saçsızlık sorununu bir şekilde halletmiş oldunuz.

Pınar: Evet. Aynaya bakınca hasta olduğumu unutuyordum. Seyrelen kaşlarımı da boyayınca eski bendim aynadan bakan. Sonraki ilaçların yan etkileri fazlaydı. Kimi zaman sıktım dişimi, kimi zaman isyanlardaydım. Ama hep bir gün biteceği gerçeğine odaklandım. Ve kanser türlerinden tedaviye en iyi cevap veren türün meme kanseri olduğunu tekrarlayıp durdum kendime. Sizin bir videonuz benim duygularıma tam olarak tercüman oluyor. Empati ile ilgili olan. Ben iki çeşit davranış şekline tahammül edemiyordum. Birisi çok basitleştirmeleri. Grip gibi, demeleri. Her şey aynı gibi davranmaları.İkincisi Felaket senaryoları ve kötü örnekler verenler, şunu yaptın da o yüzden oldu gibi suçluyu benmişim gibi gösterenler. Ailemi ve yalın çevremi uyardım bu iki davranış şeklinin beni üzdüğünü söyledim. Oldukça dikkat ettiler. Hem annem, babam, kardeşim. Hem eşim…Hem de hakkını ödeyemeyeceğim arkadaşlarım..

 Ekran Alıntısıyyyyy

Ceren: Çok iyi yapmışsınız. İletişim ve doğru mesajın verilmesi bazen süreci rahatlatabiliyor ve ilişkileri koruyor.

Pınar: Bu süreci hep beraber atlattık. Bu konuda şanslıydım yani. Hayatımdan acilen çıkarmam gerekenlerin Olduğunu da fark ettim bu süreçte. Uzak durmam gerekenlerin olduğunu da. Sanırım ilaç sinir sistemini de oldukça yıpratıyor.

 

Ceren: Peki tedavi sürecinde; kendinize koyduğunuz ödüller ya da terapi anları var mıydı?

 

Pınar: Ben çok net hatırlayamıyorum çoğu şeyi, yaz dönemiydi. Sık sık açık havaya pikniğe gidiyorduk. Dua ediyorduk bol bol. Sevdiğim, yüzümü güldüren insanları sıklıkla davet ediyorduk. Alışveriş yapıyordum iyi hissettiğimde. Süsümden geri kalmıyordum. Çünkü moral önemliydi. Yİne iyi hissedersem yürüyüş yapıyoedum çünkü son üç kürümde kortizon da alıyordum ve balon gibi şişmiştim. Yürüyüş bu ödemi dağıtıyordu. Bunların hepsi terapiydi.

 

Ceren: En çok tutunduğunuz ve güç aldığınız şey neydi?

 

Pınar: Tabii ki oğlum. En hassas noktam… Bu hastalığı taşıdığımda ilk aklıma gelen ve dolayısıyla hayata tutunmamdaki en büyük dayanağım. Okulu yaz tatilindeydi. Ve hep yanımdaydı. Hasta görmesin beni diye pijamalarla dolaşmadım hiç. Ağlamaya başladığımda veya yan etkiler çok zorladığında onu görünce kendime gelmeye çalışıyordum hep.

 

Ceren: Ona hastalığı anlattınız mı? Anlattıysanız nasıl anlattınız?

Pınar: Oğluma mememde bir hastalık olduğunu ve mememi alıp yerine bir şey koyacaklarını, bu hastalık bir daha gelmeain diye de altı kere serum alacağımı söyledim. Hastalığın adını söylemedim çünkü meraklı bir çocuktur tabletinden araştırabilir ve ınu üzecek bilgiler okuyabilir diye düşündüm. Saçımın bana ait olmadığını da hiç anlamadı. Birlikte saydık 6-5-4-3-.. Diye

Ekran Alıntısırerere

Ceren: Peki hastalığın öncesinde ve sonrasında Pınar’ın yaşantısında neler değişti?

Pınar: Evet, bu çok önemli bir soru benim için. Ve cevabı buralara sığmayacak kadar çok. Çok takıntılı, mükemmeliyetçi olduğu ve mükemmeli yakalayamayınca oldukça mutsuz olan, asabi, bazen doyumsuz, gergin, inatçı bir insandım. Bu hastalık iki tokat attı bana sanki. Radyoterapi de bitip saçlarım uzamaya başladı ve ben yavaş yavaş kendime gelmeye başlayınca kararlar aldım. Beni hasta eden bu özelliklerimden kurtulmalıydım. Yılların oturmuş huylarından bir çırpıda arınmak zor. Ama elimden geleni yapıyorum. Hayat çok güzelmiş. Ben onu gölgelemişim. O gölgeyi kaldırdım. Altından pırıl pırıl bir şey çıktı. Yogaya başladım ve bu kendimi sevmemde, önemsememde çok yardımcı oluyor. Her sabah mutlu uyanıyorum. Küçük şeyleri dert etmiyorum. Daha çok gülümsüyorum. Sevdiğim şeyleri daha çok yapıyorum. Sevdiklerimin kıymetini biliyorum. Bir aralıkta bütün tedavim sonlandı. Yirmi üç aralıkta doğum günümdü. Ve yeniden doğuşumu kutladık. Arkadaşlarım bana çok güzel bir video hazırlamışlar. onu izleyince bir kere daha anladım, beni ne çok insan seviyormuş. Hayat çok güzelmiş, her anın tadını çıkarmalıyım. Carpe Diem YouTube’da “PINAR’IMIZ İYİ Kİ DOĞDUN…” adlı videoyu izleyin – PINAR’IMIZ İYİ Kİ DOĞDUN…: http://youtu.be/GV7AjVcaiyw.

Ekran Alıntısı66565

Ceren: Pınar’cım; bir de senin facebook ta pembe dostlar isimli sayfan var. Biraz da ondan söz eder misin?

Pınar: Bu süreçte ilk aradığım şey, meme kanseri olup da iyileşen kişilerdi. Kanserle dans bu konuda bana çok moral oldu. Hatta ilk ilacı alırken bir fotoğrafımı bile göndermiştim size. Sonra daha çok insan tanımalıyım dedim. Benim gibi genç yaşta meme kanseri olmuş olanları bulmalıyım. Ve aslında o zamanlar çok da kullanmadığım instagram hesabımda incelemelere başladım. Bir iki üç derken fark ettim ki çok fazlayız. Oradan birbirimizi görüyor ve destek oluyorduk. Önce bir grup kurduk watsappta, sonra bir kitap projesi için kolları sıvadık. Sonra bu grubu kurduk. Fikir Leyla Bahtiyar hanımdan geldi. O da bizdendi. Kanser olan kadınların bu süreci nasıl kolay atlatacaklarını, sonrasında nasıl yaşayacaklarını. Bu konudaki deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Çok yeniyiz. Desteğinize ihtiyacımız var.

Ceren: Elimizden geldiğince…Kitap ta aynı konuyla ilgili değil mi? Meme kanseri farkındalığı ve süreç…

 

Pınar: Kitap aylardır yazılıyor ancak aramızda hala tedavisi bitmeyenler var ve bu sancılı süreçte kafayı toparlayabilmek kolay olmuyor. En azından meme kanserine geç yaşta yakalanılır, kanısı biraz değilir belki…”Kanser İyileşir”

ytytyt

Ceren: Mutlaka…

 

Pınar: Biraz yavaş gidiyor ama güzel şeylerin ortaya çıkacağına inanıyorum.

 

Ceren: Biz de sabırsızlıkla bekliyoruz. Evet, yaşımız ne olursa olsun vücudumuzda ki değişiklikleri iyi takip etmek, değişiklik ve belirti olmasa bile mutlaka rutin kontrolleri yaptırmamız gerektiği konusu çok önemli. Burada izninle bir daha değinmek istedim. Son olarak Kanserle Dans ailesine söylemek istediklerin var mı?

 

Pınar: Kitabımızda çoğu genç on kadın bu süreci kendi penceresinden anlatacak. Her birinin kendi hikâyesi olacak.

 

Ceren: Son olarak Kanserle Dans ailesine söylemek istediklerin var mı?

 

Pınar: Teşhis konup tedavi başlayınca hedefe odaklansınlar. Bunun geçici bir süreç olduğuna inansınlar. Ve tedavi bittiğinde ilk önce kendilerini mutlu etmek için yaşasınlar. hiçbir şeyi ertelemesinler.

545445

Pınar Akçe.

 

Daha fazla kişiye ulaşabilmek için ....Share on FacebookTweet about this on TwitterEmail this to someoneShare on Google+

Comments are closed.