İçimizden Biri Nimet Kalkan / Röportaj Ceren Saygı

0

Nimet Kalkan “SİNYAL HEM TRAFİKTE HEM HAYATTA HEM VÜCUTTA HAYAT KURTARIR!”

 

Röportaj: Ceren Saygı

 

Ceren Saygı: Nimet Hanım, iyi akşamlar. Öncelikle Kanserle Dans’a röportaj vermek istediğiniz yani çağrıma duyarlı olduğunuz için hem şahsım adına hem de Kanserle Dans ailesi adına çok teşekkür ediyorum. Kısaca kendinizden söz eder misiniz? 

Nimet Kalkan: 42 hatta 43 yasındayım. İşletme mezunuyum. Özel bir şirkette muhasebe müdürüyüm. Bir can suyum. Yaşam kaynağım aşkım oğlum var. 5 yıl önce boşandım. Oğlum ile yalnız yaşıyorum. Kocaman, çekirdek ailem var. Hep destek olan…Tam destek olan… İstanbul Avcılar’da yaşıyorum. 8 yıldır bende dans ediyorum. Arada gözümü korkutsa da, hala ben kazanıyorum.

 

 

Ceren Saygı: İlk teşhis ne zaman ve nasıl konuldu? Rutin kontroller sırasında mı? Yoksa belirtilerden mi yola çıktınız?

Nimet Kalkan: 2006 yılında. Evliliğimin en kötü zamanlarından biriydi. Oğlum 3 yasında. Ağustos ayında, gece yanına yatıp onu uyuturken, ince bir elbise vardı üstümde. Sutyen yok. Yanına yattım uyuturken. Bir kolumla ona sarılırken bir elimde kendi üzerimdeyken, kitle elime geldi. Hep küçük diye şikâyet ettiğim mememin kenarındaki kemiğe dokundum sandım. Oğlum da uyumuştu. Evde yalnızdık sırt ustu döndüm oynadım baktım kemik falan değil. Bayağı ceviz kadar bir şey. Sert taş gibi. “aaa bu ne yaa dedim”. “Eyvah kanser oldum öleceğim oğlum çok küçük ne olacak” diye ağlamaya başladım. bütün gece zaten huzursuz bir evde sabaha kadar uyumayıp ceviz ile oynadım. İşte böyle tanıştık.

 

Ceren Saygı: Çok zor bir gece olmuştur…

Nimet Kalkan: Hem de nasıl…Daha zorları sonraymış aslında. Sabah olmadı bir türlü.

 

Ceren Saygı: Sonra ne yaptınız? Sabahleyin?

Nimet Kalkan: İşe gittim. 1 ay sonra kadın sağlığında randevum vardı. Kadın sağlığı o zamanlar yeni başlamıştı faaliyetlerine. “Hadi, ben de bir gideyim” demiştim. O yıllarda elle muayene bu kadar yaygın değildi. İşyerindekilere “herhâlde ben kanser oldum” dedim. “saçmalama” dediler doğal olarak. Kadın sağlığını aradım. Çünkü nereye gidip ne yapacağımı bilemedim.

 

Ceren Saygı: Evet, elle meme kontrolü ve bu konuda bir disiplin sahibi olmak çok önemli. Derneğimiz de bunun çalışmalarında aktif rol alıyor.

Nimet Kalkan: Evet. Muayene etti. “Bu regl öncesi kistlere benzemiyor” dedi. İstersen tam teşekküllü bir hastaneye git. Aynı aksam evi terk ettim. Şiddetli geçimsizlik diz boyuydu. Kadın sağlığında hazır gitmişken kemik ölçümü de yaptırdım. Ciddi kemik erimesi çıktı. 34 yaşındayım.

 

 

Ceren Saygı: Kemik erimesi bir belirti vermiş miydi size?

Nimet Kalkan: Hayır vermedi. Tamamen tesadüf. Kadın sağlıkları o zamanlar bunları yapıyordu. Devlet hastanesinden randevu aldım. Önce muayene oldum. Arkasından USG için randevu almak. Çekilmesi, doktora göstermesi. Bu süreç bir ayımı aldı Bu arada annemin evindeyim. Annem ve babam yazlıkta. Durumdan haberdar değiller. Usg sonucunda doktor “biyopsi yapılması gerekli” dedi. Daha büyük devlet hastanesine gönderdi. Benim de hep kulaktan dolma bir bilgim var: “Kansere bıçak değerse yayılır”. Biyopsi için 1 hafta sonraya gün verdiler. Ablamın bir yakını vasıtasıyla Şişli Eftal Hastanesi’nde profesör bir arkadaşına gittim. Ama doktor kongre için yurt dışına gitmiş. Bir hafta sonra gelecekmiş. Biyopsi yaptırmadım ve doktoru bekledim. Tabii, bunların hepsi kendi hislerimle olan hareketlerim. Doktorun gelmesini çok zor bekledim. O bir hafta çok zor geçti. Doktor yurt dışından geldikten sonra, gittik. Alanı; plastik cerrahmış. Çok ciddi ve düşünceli bir muayeneden sonra söylemese de ben anladım. “Ben düzelten doktorum kızım. Seni çok güvendiğim meme cerrahı bir arkadaşıma göndereceğim. O bir şeyler yapsın. Ben düzeltirim ”dedi. Meme cerrahına muayeneye gittik. “Usg ile anlaşılamaz durum mamografi istiyorum” dedi. Hemen dışarıda özel bir kuruluşta çektirdik. İki gün sonra sonuç aldık. Tarihi; 23 Eylül 2006. Raporu aldım. Bu arada hep internetten araştırma okuyorum. Araştırmaya ve anlamaya çalışıyorum. Tıbbi terimler nedir? Ne anlama geliyor? Çok uzun bir rapordu. Raporu aldığımda çok erken bir saatti. Şişli’de 8 yıldır müdavimi olduğum bir pastaneye gittim. Oturdum. Kahvaltımı yaptım. Cep telefonumdan terimlerin anlamlarına bakıyorum. Bu arada telefonum da susmuyor. Karnımı doyurduktan sonra doktora gittim. Çok tatlı bir beyefendiydi. Düşünceli bir şekilde; “dijital mamografi istiyorum” dedi. Nişantaşı’nda özel bir kurumda çektirmek istedim. Bana “Bak kızım burada kansersin yazıyor” demedi. Ama ben tavrından anladım. Zaten kitleyi ilk hissettiğim günden beri hissediyordum. Bu arada Şişli’den Nişantaşı’na kadar ağlayarak yürüdüm. Bu arada maddi olarak da çok rahat bir durumda değilim. Ablam da o sırada işteydi. Hepsi üzüldüler. “Biz seni niye yalnız gönderdik” diye. Çünkü onlar da beklemiyorlar böyle bir sonuç. Nişantaşı’na gittik. Hemen çekildim. Bir arkadaşım geldi, destek olmak için. Raporu beklerken, oturduk bir yerde kahve içtik. Sonra arkadaşım gitti. Ben doktorun yanına çıktım. Doktorum bir profesör…Radyolog profesörü…İki kocaman ekranda mamografiyi anlattı.”Mikrokalsifikasyon” Bir tümör… Ne kadar zor bir kelime… 3 tane ayrı Mikrokalsifikasyon kümesi de tümör olmaya aday. Doktor bu sefer kontraslı MR istedi. Bu sefer sonucu almaya yalnız gitmedim. Büyük ablam geldi.  Radyoloji doktoruna ısrarla “iyi, bir şeyi yok” dedirtmeye çalıştı ama doktor yorum yapmadı. Ameliyat kararını verdi. 17 Ekim… Ameliyat günü. Bu süreçlerin zamanlaması şöyle, kitleyi farkettikten 2 ay bir hafta sonra ameliyat kararı alındı.

 

Ceren Saygı: Sonrasında ameliyat süreci…

Nimet Kalkan:  Evet. “Tamamı mı alınacak? Yarım mı alınacak? Meme koruyucu mu olacak? Diye kurulda görüşüleceğini” söyledi doktorum. 16 Ekim’de yatış…

 

Ceren Saygı: Nasıl bir karara vardılar?

Nimet Kalkan: Belli değil. Ben plastik cerrahımla görüştüm. “Alınabilir dediler ama yerine protez olur mu?” diye. “Tamam kızım. Ben koyacağım. Hatta göğüslerim küçük diye diğeri için de silikon hazırladık”. Her şey hazırlandı. Sabah, ameliyata girmeden başka bir doktor geldi. Memeden bir iğne yapacağını, radyasyon verip, lenf yolunu bir cihazla bakacağını söyledi. İki grup birlikte girdiler ameliyata. Hem plastik cerrah hem de genel cerrah. Doktor ameliyattan çıkınca; “çok genç bir hastanın hayatını kurtardık” demiş. Babam, düşüyormuş bunu duyduğunda neredeyse … L.  Annem, canım benim… Gelemedi ameliyatıma.Hep evde oğluma baktı. İlk ameliyatıma ve sonraki 20 ameliyatıma…   Ameliyat sonrası; önce tüm vücut tarandı. 25 seans ışın ve 6 kür kemoterapi. 21 günde bir. Sonra da 7 yıl hormon, genç yaşta olduğum için.  2 yıl ayda bir göbekten iğne. Motor gibi çalışan östrojeni durdurmak için. Hormon reseptörü pozitifti 2.evre. 17 tane lenf alınmıştı. Lenfler, temiz çıktı. Bu arada ilk kemoyu almaya başladığımda eşimle barıştım. .

 

 

 

 

 

Ceren Saygı: Hormon reseptörü pozitifti” cümlesinin anlamı nedir?

Nimet Kalkan: Östrojenle besleniyor. Ayda bir göbekten iğne. Anti östrojen iğnesiydi.

 

 

Ceren Saygı: Anladım.

 

Nimet Kalkan:  Suni menopoz. Çünkü kemoterapi ya da ışın regliyi kesmedi. Genelde kesermiş. Ama yan etkiler olduğu için iki yıldan fazla kullanılmıyormuş. İğneler bitince tüm şiddetiyle geri döndü regli. Ailede erken menapoz olmasına rağmen, ben hala regli oluyorum.

Ceren Saygı: Nüks ya da metastas yaptı mI?

 

Nimet Kalkan: 2 yıl sonra rahim ağzı. CIN 3 ameliyatı. Bir tık sonra rahim ağzı kanseri.

Ceren Saygı: CIN 3 ün anlamı nedir?

 

Nimet Kalkan: 1-2-3 CIN sonra evre 1. Başlangıcın sonu.

 

Ceren Saygı: Onu rutin kontrollerde mi anladınız?

 

Nimet Kalkan: Evet, rutin kontrollerde. Yine parça alınma-biyopsi-smear sıralaması.

 

Ceren Saygı: Belirti vermedi sanırım.

 

Nimet Kalkan: Hayır vermedi.

 

Ceren Saygı: Evet, burada sadece belirtileri fark edip, gerekli tahlilleri yapmanın yanı sıra rutin kontrollerin önemine bir kere daha dikkat çekelim.   Biyopsi ve smear sürecinden sonra kemoterapi ya da radyoterapi aldınız mı?

 

Nimet Kalkan: Yok almadım. Sık sık smear testi. Ben aslında “Hepsini alın, beni kurtarın. Rahim, yumurtalık, rahim ağzı” dedim.

 

Ceren Saygı: Ameliyat mı oldunuz?

Nimet Kalkan: Evet, ameliyat oldum. Konizasyon ameliyatı. Daha ramak kala yakaladığımız için.

 

Ceren Saygı: Çok şükür…

Nimet Kalkan:  Evet. Aslında buraya kadar olanlar hiç bir şeymiş. 2010 yılında omuriliği yaşayınca anladım. Ocakta eşimle evleri ayırdık. Haziranda’da yollarımızı ayırdık. Yaz dönemi, sırtımda geçmeyen bir ağrı başladı. Sürekli olarak bir ağrı vardı. Böbreklere, batına bakıldı. Hiçbirşey yok. Ama ağrım bitmiyor. Yeni bir işe girmiştim. Çalışıyorum. Daha 1.5. ay olmuştu işe başlayalı.  3. Kuşaktan bir kuzenim vardı. Benden 3 yıl önce hastalanmıştı. 2010 yılının kasım ayında o aramızdan ayrıldı. Vefat etti. Ailem kaygılandı. “Bir ped çektirsen Nimet” dediler. İtalyan Hastanesi’nden birisini bulduk. Para ile çektirirsek çünkü çok pahalı. Bir de idrarda sürekli mikroskobik kanama var. Sistoskopi yaptırdım. Bir şey çıkmadı. Bir cumartesi günü ped çektirdim. Salı günü sonucu işyerine fakslattırdım. Çünkü meraktan öleceğim. Sonucu almaya da gidemiyorum, çünkü işe yeni başlamışım. Sürekli izin alamam. Faxlanan raporu okudum. Kemikte daha yeniyim. Acemiyim. Koltukaltında bir şeylerden söz ediyor. Kendi kendime “e artık yolun sonuna geldin” dedim.  Metastas…Onkoloji doktorumu aradım. Tesadüf bu ya, onkoloji doktorum yazlık komşumuzun kızı. Onkolojide asistan. Hep yanımdaydı, Allah ondan razı olsun… Çok rahat arıyorum. Soruyorum. O da sağolsın anlatıyor. Kişilik olarak çok detaycıyımdır. İrdelerim. Üstten geçmem. Telefonda okudum raporu. Tabii; metastas. “Hemen o bölgeden bir MR çektir” dedi. Hem omurilik hem de koltukaltı. MR lar çıktı. T9-T10 da tümör ve de koltukaltında. Hemen yine doktor arayışı. Annemden babamdan gizli. Son ameliyattan önce öğreniyorlar her şeyi. Bu süreçte çevreme moral veren hep ben oldum. Rahatlatan… Araştıran, bulan, organize eden. Bu arada doktor asistanı gibi oldum. Artık çevremde herkes tıbbi konularda bana danışıyor. Önce raporları ben okuyorum. İlgili yerlere gönderiyorum. Doktor çevrem de oldukça genişledi.  Kaldığım yerden devam edeyim. İki gün boyunca bir sürü doktora gittikten sonra ki bu süreçte duyduklarım hiç hoşuma gitmedi. Çünkü duyduklarım “kesin metastas, ani felç olabilirsin, acil ameliyat, riskler, vidalar….” En sonunda; Doç.Dr. Çağatay Öztürk ve Op. Selhan Karadereler’le karşılaştım. Selhan Hoca; benim çok sevdiğim bir ablanın kocasının çocukluk arkadaşı. Beyin cerrahı Çağatay Hoca; omurilik cerrahı. Salı günü raporu aldım. 11 Aralık 2010 cumartesi sabahı ameliyat. Bir gün önceden saçlarımı boyatırım. Bakımımı yaparım. Fönümü çektiririm. Gören; düğüne gidiyor zanneder. Ameliyat öncesi, makyajımı yaparım. Bütün aile, yakın arkadaşlarım fotoğraflar çektiririz. “ahaha çok eğleniyoruz, iyi ki ameliyat oluyorum fotoğrafları J” Hep kuyruğum diktir J

 

Ceren Saygı: Ne güzel… Moral herşeyin üstünde… En etkili ilaç J    Ameliyat kaç saat sürdü?

Nimet Kalkan: 6-7 mi 8 mi? Uyandım ama, bütün vücuduma kazık sokmuşlar gibiyim.    Kazık gibi ve uyuşuk.Kıpırdayamıyorum. Sırtüstü, iki kolon çıkarılmış. Çevresinde çok büyük kemik temizliği. Arkasından 8 vida 2 rot ve kadavra kemikleri yerleştirilmiş. İnşaat kapatılmış. Sonradan internette vida ameliyatı seyrettim. Resmen inşaat. İlk gece ablam kaldı. İlk gün nöbeti büyük ablamdadır. Daha anaç bir yapıya sahiptir. Elimi kıpırdatamıyorum. Korktu felç oldum diye. Baktım parmaklarım oynuyor. Ertesi gün öğlen sanırım ya da sonrasıydı. Doktorum geldi. “Şimdi seni ayağa kaldıracağım” dedi. “Bu kadar çabuk mu nasıl olacak” dedim. Ben daha hiç kıpırdayamıyorum. Beni nasıl ayağa kaldıracaklarını hem gösterdi, hem de anlattı. Önce beni yan çevirdiler. Bir kişi ayaklarımı tuttu, aşağı indirirken. Bir kişi kafamı… Boynumdan tutup yavaşça yukarı kaldırıyor. Bir kişi de ellerimi tutuyor. Bu arada ben öldüm…Tarifsiz bir acı…Yürüttü beni…Doktorum bana bir sarıldı…Benden daha çok sevindi yürüdüğüme. Bir sürü kalabalık. Bizim rutin aile ameliyat heyeti ve arkadaşlarım, akrabalar…Ben yürüyünce bir alkış…Ben minnettarım doktorlarıma…Allah hastalık verdi ama mesleğine aşık, idealist,insana aşık doktorlarla beraber çalıştık.

 

Ceren Saygı: Kaç gün sürdü ayağa kalkma süreci?

Nimet Kalkan:  Normal hayata geçiş mi?

 

Ceren Saygı:  Evet.

Nimet Kalkan: 1.5 yıl normal hayata dönemedim. Vücudum vidaları kabul etmedi. Hep bir delik yaptı. Patladı aktı sıvı. Arkasından yine ameliyat. Temizlik.. Vida çevrelerini.Toplam 6 omurilik ameliyatı. Bu arada şunu unuttum. 2008 yılında ilk ameliyatta mümkün olmayan protez memeler takıldı. İlkinde eklenenden çok yere yayılım ve kazıma olduğu için  takamamıştı doktorum. İki yıl sonra taktı. O zaman da protezi kabul etmedi vücudum.

 

Ceren Saygı: O arada da bir ameliyat…

Nimet Kalkan: 4 ameliyatla zor kabul etti. Aç-kapa temizle. Gelelim 2011 sonuna. Vidalar habire tepki veriyor. Açıyor-temizliyor-kapıyor…Artık gün aşırı doktorun yardımcısı eve pansumana geliyor. İğne-pansuman-doktor-ameliyat-hastane…2011 sonunda zor oturan protez de patladı mı? Plastik cerrahım profesör olanı emekli ettim. Komsumuz olan onkolojı doktorum asistandı, şimdi doçentliğe hazırlanıyor. Emekli olacak ben hala devam J J J  Hastane personelinin çoğunu tanıyorum. Beni personel zannedenler bile var. Plastik cerrahım; hocanın yardımcısı yeni hocam “protezi çıkarmamız lazım. Bağışıklığın çöktü iyice. Vücudun her şeye tepki veriyor. Bir süre dinlen.” dedi.  Omurilik cerrahım da dedi ki “vidaları çıkaracağız, olmuyor artık aç kapa”. Ben de ben “bir Kayseri’ye gideyim bayram ziyaretine” J. Önce meme protez çıktı. Arkadan vidalar ve rot. Bir ay araylaydı herhâlde. Allah’tan kadavra kemikleri kaynamış. Çelik yelekten kurtuldum. Meme gitti. Vidalar gitti. İki plastik cerrah çatıştı. Beni tanımayan biri göbek yada sırttan doku ile meme yapalım dedi. Benim bastan beri hikâyemi bilen; “sen bu ameliyata dayanamazsın” dedi. “Yağ grefti yaparız” dedi. Yağ grefti; göbekten yağ alıp, ayrıştırıp kök hücre gibi memeye enjekte etmek…İğneyle kuyu kazmak…Enjekte edilen yağın zaten % 60-70 ı eriyor. 4 kez bu ameliyat yapıldı. Ama benim sevgili vücudum; kendi yağımı bile yabancı zannedip, kiste cevirdi. Hadiiii;  iki kere de bunları aldırmak için ameliyat… yağ dokusu mu kist mi diye?

Ceren Saygı: Omurilik ameliyatından sonra kemoterapi ya da radyoterapi gördünüz mü?

Nimet Kalkan: Hayır, omurilik patolojisi metastaz çıkmadı.  İki hastanede yaptırdık. İkisi de aynı sonuç…

 

Ceren Saygı: Çok şükür… Çok çok iyi…

Nimet Kalkan: Dev hücreli kemik tümörü ama… L Ayrı bir vaka. Evet,  kanser değil…Kemoterapi ya da radyoterapi yok. Rutin kontrol var. Ama eski hayata tamamen dönüş olmadı.

 

Ceren Saygı: Şimdi nasılsınız?

Nimet Kalkan: Yeni vakam; TROID L.

 

Ceren Saygı: Ne zaman çıktı ortaya?

Nimet Kalkan: Arada omurilikten önce koltukaltı ameliyatı. Ters yöndeki 3 lenf bezi alındı. Neyse ki temiz.

Ceren Saygı: Çok şükür. Troid nasıl tespit edildi?

Nimet Kalkan:  Bir ameliyat öncesi TSH hormonumun yükselmesi sonucu ortaya çıktı. Neden yükseldiğini araştırırken…Arkasından USG’ler…Biyopsiler…FOLUKULER NEOPLAZI. Kesin karar ameliyat ve patoloji…

 

Ceren Saygı: Ameliyat oldunuz mu?

Nimet Kalkan: Bir kısım doktorum  kötü ki böyle çıktı diyor. Ameliyat olmadım. Çünkü yoruldum. 3 ayda bir USG yaptık. Son 6 ayda. İlk fark edişten sonra ki 5 ayda hızlı büyüdü. Şimdi bu ay sonu tekrar biyopsi ve karar…

 

Ceren Saygı: İnşallah lehinize çıkar…

Nimet Kalkan: İnşallah…

 

Ceren Saygı: Peki,biraz toparlayacak olursak… Oldukça zor bir süreç geçirmişsiniz. Bu dönem de size destek olanlar, sizin güç aldığınız kişiler kimlerdi?

Nimet Kalkan: Üç ablam, annem ve babam… Dostlarım… ve en önemlisi doktorlarım…İYİ Kİ VARLAR:::)))) minnettarım onlara…ve hislerim… Beni hep doğru yönlerdiler. En önemli güç OGLUM çok küçüktü. Bana ihtiyacı vardı… Babasıyla boşanmıştık. Benim hayatımda en iyi beslendiğim zaman hamilelik zamanımdı. Yemediğim sevmediğim ne varsa Yeter ki  çocuğum sağlıklı olsun doğsun diye hepsini yedim. Maşallah iştahım da açıktı. 30 kilo aldım. Hep söylüyordum ama 30 kilo alacağım 4 kilo doğuracağım diye. Ve öyle oldu. Kemoterapi zor geçiyordu. Her seferinde kanım düşüyor. Hadi;  yükseltmek için kortizon. Davul gibi olmuştum. Kara-sarı-renksiz-kılsız-kel-davul::))) Pekmezdi- yağdı resmen kemoterapi sırasında faydalı diye. İçmekten fenalık geçireceğim. İğreniyorum artık. Dedim ki bir gün kendime “EEE Nimet, sen kendini oğlun için hamileyken, iyi besledin. Şimdi de yine oğlun için kendine bakman lazım. Sana ihtiyacı var. İç şu lanet pekmezi”

 

Ceren Saygı: Çok güzel bir bağlantı kurmuşsunuz… Harikasınız J

Nimet Kalkan: İlaçları…Kortizonu… Ve ailem… Ama en çok da annem ve babam için… onlara söylemek en zoru yeni vakaları… Troidi bilmiyorlar. Bilmiyorum, ne olacak? 1,5 yıl önce de babam prostat kanseri oldu:(. O da şimdi aynı hastaneye gidiyor benim gibi. “Ya, dedim amma kıskanç adamsın. Ben tatlı tuzlu karışık yemeği severim. Espri ve ağlarken gülmek…

 

Ceren Saygı: Peki kanserden önce ki Nimetle kanserden sonra ki nimet arasında ne fark var?

Nimet Kalkan: REIKI ile tanıştım. Ve eğitimler uygulama ve uyumlamalarla. Reiki master oldum. Yeni işim ve hobim. Şimdi hem uygulama hem uyumlama yapıyorum. Bunu kanser olmama borçluyum sanırım.

 

Ceren Saygı: Başka neler var?

Nimet Kalkan: 2010 yılında omurilikten önce meme vakfı sayesinde, iletişime geçtiğim psıko-onkolog ile sanatsal etkinlik ile beraber terapi grubuna başladım. Çok iyi dostlarım var oradan. Bakışınca birbirimizi anladığımız.

 

Ceren Saygı: Aynı yolu yürüyenlerin dostlukları başkadır…

Nimet Kalkan: Hem de nasıl… Hele biri can can dostum…Ve benim kahramanım J Onun ki de benmişim…J

 

Ceren Saygı: Harika J Son olarak kanserle dans ailesine söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Nimet Kalkan: MUTLULUK İÇİMİZDE! İstediğimizde dışarı çıkarmayı öğrenmemiz gerek… Şunu yazmıştım kanser haftası dolayısıyla… Aynen tekrarlıyorum. kafam karışıyor belki de migrenden…yılda kaç kez kanser haftası var. sanki bir de ekimde vardır. Neyse aslında işin özü şu, bu konuda; Allah’ım bizi öyle güzel yaratmış ki, mutlaka vücudumuz sinyal veriyor, önemli ya da önemsiz bütün hastalıklarda, bize düşen bu sinyale duyarsız kalmamak. İşte bu erken teşhis hayat kurtarır dedikleri bu, paşa paşa gider tedavinizi olursunuz. Bir kez oldunuz bitti diye de bir şey yok hep tetik hep tetik..  YAŞAMAK MI İSTİYORSUN , SİNYALE CEVAP VER, CiDDiYE AL….

 

 

Nimet Kalkan: SİNYAL HEM TRAFİKTE HEM HAYATTA HEM VÜCUTTA HAYAT KURTARIR!

 

Ceren Saygı: Nimet Hanım, Kanserle Dans ailesi olarak çok teşekkür ederiz. Hikayenizi paylaştığınız için… J

Nimet Kalkan: Ben teşekkür ederim. İlginize, yakınlığınıza ve vaktinizi ayırdığınız için J

 

 

Daha fazla kişiye ulaşabilmek için ....Share on FacebookTweet about this on TwitterEmail this to someoneShare on Google+

Comments are closed.